Yatirimci.gov.tr        

OPSİYON SÖZLEŞMELERİ KUMAR MIDIR?

Gelişmiş bir finansal sistem, ekonomik kalkınmanın olmazsa olmazları arasında yer almaktadır. Ekonomik büyümenin sürdürülebilir olması da büyük ölçüde reel kesimin ihtiyacı olan fonların sağlanması ile mümkündür. Bu açıdan sermaye piyasalarına çok önemli bir görev düşmektedir.  Reel sektöre fon sağlamak yanında, reel sektörün karşı karşıya kaldığı risklerin yönetilmelerini de sağlayacak mekanizmaları sunmak, sermaye piyasalarının diğer önemli bir işlevidir (Ceylan, 2004: 3). Bu bakımdan sermaye piyasaları gelişmiş ülkelerde spot piyasaların yanında vadeli işlem piyasalarının oluşturulması vazgeçilmez bir unsurdur. Özellikle 1980'li yıllarda finansal piyasalarda yaşanan liberalleşme sonucunda ülkemizde fiyatların serbestçe belirlenmeye başlaması ve fiyatlama mekanizmalarının daha karmaşık hale gelmesi, doğal olarak finansal araçlara yatırım yapanlar için bazı riskleri de beraberinde getirmiştir.

Bilindiği üzere risk, geleceğe ilişkin bir belirsizliği ifade eder; etkin bir biçimde yönetilmezse planlanabilirliği, programlanabilirliği ve tahmin edilebilirliği anlamsız hale getirir. Risk, iyi algılanmadığı, iyi değerlendirilmediği ve iyi yönetilmediği zaman, bunu üstlenen ekonomik birimler için yıkıcı olabileceği gibi, iyi yönetilirse çok kıymetli ödüller de sağlayabilir. Bu bağlamda geçen yüzyılın son çeyreğinde, finansal piyasalardan reel piyasalara kadar tüm piyasalarda son derece radikal değişimler gözlemlenmiştir.

Ulusal ekonomilerdeki liberalizasyon süreci ile başlayan bu değişim süreci, serbestleşme, menkul kıymetleştirme, uluslararası birleşme ve devralmalar, piyasalar arası entegrasyon ile tam bir küreselleşmeye dönüşmüş, nihayetinde dünya ekonomisine yön verir hale gelmiştir. Finansal devrim olarak adlandırabileceğimiz bu süreç, finansal piyasalarda rekabeti, etkinliği ve performansı artırırken, piyasalardaki riski de büyük ölçüde arttırmıştır (Bolgün, 2009: 43). Döviz kurları, faiz oranları, menkul kıymet ve varlık fiyatları çok daha oynak (volatil) hale gelmiştir. Söz konusu volatilite artışına paralel olarak, kredi riski, fiyat riski, likidite riski, kur riski, faiz riski ve ülke riski gibi pek çok risk de artmıştır. Dolayısıyla firmalar ve yatırımcıların üretim, yatırım ve finansman kararları da daha riskli hale gelmiştir. Ancak, ekonomik birimler arasında risk transferi ve paylaşımını kolaylaştırma işlevi bulunan finansal piyasalar ile piyasaları dizayn eden finans mühendisleri, bu gelişmeye derhal ayak uydurmuş, teknoloji ve bilgisayar yardımıyla inovasyon, yani yeni finansal araç ve Pazar yaratma sürecini hızlandırmıştır.

Bu süreç risk yönetimine yönelik olarak, vadeli işlem sözleşmeleri (futures) ve opsiyon sözleşmeleri (options) ile daha bir çok finansal türev ürünleri mali piyasaların hizmetine sunmuş ve bu ürünlerin işlem görebileceği pazarların kurulmasını gerekli kılmıştır. Bu çalışmanın amacı anılan ürünler içerisinde önemli bir yer tutan opsiyon sözleşmelerine ilişkin genel esasların ortaya konabilmesidir. Aynı zamanda, çeşitli internet siteleri aracılığıyla opsiyon adı altında pazarlanan ürünler ve mevzuat karşısındaki durum da incelenecektir.

  1. I.     GENEL OLARAK TÜREV ARAÇLAR

Döviz kurları ve faiz oranları 1945'den 1970'lerin ilk yıllarına kadar çok az değişim göstermiştir. Döviz kurlarındaki istikrar, 1945'de uygulanmaya başlayan Bretton Woods Ayarlanabilir Sabit Kur Sistemi altında sağlanıyordu. Bu sistemde döviz kurları belli bir marj dahilinde çok az dalgalanma gösteriyordu (Seyidoğlu, 2003: 528-539). Aynı şekilde faiz oranlarında istikrarın sağlanması da batı ülkelerinin takip ettiği savaş sonrası iktisadi politikaların temel amaçlarından biriydi.

1973'de Bretton Woods Sistemi'nin çöküşü ve yerine uygulanmaya başlayan esnek kur sistemi altında döviz kurları o zamana kadar görülmemiş bir şekilde aylık, haftalık, hatta günlük olarak büyük değişmeler göstermeye başladı (Aytekin, 1994: 18). Bretton Woods sisteminin sona ermesiyle birlikte, mal ve hizmet fiyatları, döviz kurları ve faiz oranlarında dalgalanmalar meydana gelmeye başladı. Bu durum, uluslararası piyasalarda faiz, fiyat ve faiz risklerinin ortaya çıkmasına neden oldu (Ceylan, 2004: 315). Bu koşullar altında özellikle uluslararası işlem yapan firmalar, finansal kuruluşlar ciddi bir döviz kuru riski sorunuyla karşılaştılar (Aytekin, 1994: 18). Bu kuruluşlar gelecekteki belirsizlikten dolayı fon akımlarını ayarlayamadılar; maliyetleri büyük ölçüde arttı.

Yine aynı dönemlerde petrol kriziyle birlikte artan enflasyon batı ülkelerinde yeni iktisadi politikaların uygulanmasını gündeme getirmiştir. Paracı iktisadi politikalar çerçevesinde enflasyonla mücadele birincil hedef haline gelmiştir. Faiz kısıtlamaları kaldırılmış, para arzının istikrarlı bir şekilde büyümesi için faiz oranlarına sürekli müdahale edilmiştir. Bunun sonucunda faiz oranlarında büyük dalgalanmalar görülmeye başlanmıştır. Faiz oranlarındaki belirsizlik bankaların uzun vadeli ve sabit faizli krediler yerine kısa vadeli, değişken faizli kredileri tercih etmelerine yol açmıştır. Bunun sonucunda faiz maliyetlerini tam olarak ayarlayamayan firmalar faiz riski sorunuyla karşı karşıya kalmışlardır.

Bütün bu koşullar altında daha önceleri fazla önemsenmeyen döviz ve faiz risk yönetimi sorunu ortaya çıkmıştır. Bu amaçla bir kısmı geleneksel piyasalarda zaten var olan, bir kısmı da piyasa ihtiyaçları doğrultusunda yaratılan bir dizi mali teknik uygulamaya konulmuştur (Ceylan, 2004: 316). Özellikle 1980'lerin ilk yıllarından itibaren bu mali teknikler büyük bir patlama yapmış, büyük piyasa hacimlerine ulaşmıştır. Bu mali tekniklerin en önemlileri (Aytekin, 1994: 35-85) ileriki bir tarihte teslimi kaydıyla, herhangi bir malın (döviz, faiz, tarımsal ürün vs.) vadesi, miktarı ve fiyatının taraflarca bugünden belirlenerek sözleşmeye bağlanması şeklinde ifade edilebilecek alivre işlem (forward), miktar ve niteliği belli standartlara göre belirlenen bir malın veya bir mali enstrümanın, gelecekte önceden belirlenmiş bir tarihte, üzerinde anlaşılan bir fiyattan organize bir borsada alım ya da satımını içeren sözleşmeler olan vadeli işlemler (futures), iki tarafın belli koşullarda, belli bir zaman süresi içinde nakit akımlarını karşılıklı olarak değiştirme konusunda anlaşmaya vardıkları bir mali işlem olan swap, bir ürünün belli bir miktarını gelecekteki belirli bir tarihte veya bu tarihe kadar belli bir fiyattan alma ya da satma hakkını içeren bir anlaşma olan opsiyon sözleşmeleri, iki tarafın faiz oranlarında gelecekte olabilecek değişmelere karşı kendilerini korumak için yaptıkları belirli bir anapara miktarı üzerinden, gelecekteki belirli bir mutabakat tarihi ve belirli bir zaman süresi içinde uygulanacak faiz oranı konusunda anlaşmaya vardıkları alivre anlaşmaları (Forward Rate Agreements), satan taraf ile alan taraf arasında yapılan ve satın alan tarafın değişken faizli borcunun belli bir süre içinde belirlenen bir düzeyi geçmesini sınırlayan bir anlaşma olan faiz tavan anlaşmaları (caps), faiz taban işlemini üstlenen taraf ile bunu satın alan yatırımcı arasında yapılan ve yatırımcının değişken faizli getirilerinin belirli bir süre boyunca belli bir düzeyin altına düşmesini sınırlayan bir anlaşma olan faiz taban anlaşmaları (floors) ve cap ve floor işlemlerinin birlikte yapılması olan faiz kuşak anlaşmaları (colars) olarak sayılabilir. 

Finans dünyasında adeta bir devrim yaratan bu yeni teknikler belli spot ürünlerinden türetildikleri için türev ürünleri olarak da adlandırılmaktadır (Aytekin, 1994: 35; Ceylan, 2004: 8). 1980 sonrasında bu mali tekniklerle risk artık alınıp satılan bir mal konumuna gelmiştir. Bir tarafta riskten korunmak yani "hedging" yapmak isteyenler, diğer tarafta da riski üstlenerek bundan kazanç sağlamak isteyenler yani spekülatörler biraraya gelerek büyük bir piyasa oluşturdular. İşte, söz konusu oluşumda henüz organize piyasa ile vuku bulamayan opsiyon sözleşmeleri bu çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır[1].

II.  OPSİYON SÖZLEŞMELERİ

Vadeli işlemler piyasasında yapılan ticaret, opsiyon sözleşmelerinin kullanımıyla yeni bir boyut kazanmıştır. Bunun nedeni hem opsiyonların hem de vadeli işlem sözleşmelerinin yatırımcılara, kaldıraç etkisi ve daha fazla sınırlı risk olanaklarıyla risk azaltıcı mekanizmalar sunmalarıdır. Opsiyon kavramı eski Yunan ve Roma'da bilinmesine rağmen, esas anlamıyla ilk uygulamaları 17'nci yüzyılda Hollanda'da ortaya çıkan lale çılgınlığına dayanmaktadır. Özellikle tarım ürünleri üzerine opsiyonlar İngiltere'de ve ABD'de 19'uncu yüzyılda başlamasına ve hisse senedi ile ilgili opsiyonlar 1970'li yıllara kadar tezgahüstü piyasalarda işlem görmesine rağmen, standartlaştırılmış opsiyon sözleşmeleri 1973 yılında Chicago Board Options Exchange[2]'in hizmete girmesiyle birlikte işlerlik kazanmıştır (Karan, 2004: 601).   

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)'nun Seri: V, No: 51 sayılı "Aracı Kuruluşların Türev Araçların Alım Satımına Aracılık Faaliyetlerinde Düzenleyecekleri Belgeler ve Kayıt Düzeni Hakkında Tebliğ"inin 4'üncü maddesinde "Belirli bir vadede veya belirli bir vadeye kadar, önceden belirlenen fiyattan standart miktar ve nitelikte sermaye piyasası aracını, ticari malı, kıymetli madeni, dövizi veya endeksi lehdara alma (alım opsiyonu) veya satma (satım opsiyonu) hakkı veren, keşidecisini bu yükümlülük altına sokan sözleşmelerden vadeli işlem borsalarında veya teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görenleri" olarak ifade edilen opsiyon sözleşmeleri genel anlamda "opsiyonu alan tarafa belirli bir vadede veya belirli bir vadeye kadar, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma veya satma hakkı veren, satan tarafı ise yükümlü kılan sözleşme"[3] şeklinde tanımlanmaktadır. Söz konusu tanımlaya göre opsiyon sözleşmesi, alıcısına (buyer veya holder) sözleşmeye dayanak oluşturan varlığı, belirlenen fiyattan ve belirlenen tarihe kadar geçecek süre içinde herhangi bir zamanda alma ya da satma hakkı veren bir sözleşme olarak ifade edilebilir. Başka bir anlatımla opsiyon, gelecekte bir satışla sonlansın veyahut da sonlanmasın fiyatın garanti edilmesidir (Durbin, 2006: 39). 

Opsiyon sözleşmeler sözleşmeyi alan kişi açısından bir yükümlülük getirmemekte, bir hak vermektedir. Bu hakkın kullanılıp kullanılmama kararı ise tamamen opsiyon sözleşmesi alan tarafa bırakılmaktadır. Opsiyon satın alan taraf belirli bir fiyat üzerinden söz konusu ürünü alma veya satma hakkını belli bir primi başlangıçta ödeyerek satın alır. Buna karşılık opsiyonu satan taraf karşı taraf talep ettiğinde sözleşmeye konu olan ürünü teslim etme yükümlülüğünü üstlenir. Bu yükümlülüğün doğması için opsiyon hakkının vade tarihine kadar kullanılması şarttır[4]. Aksi halde satıcının yükümlülüğü ortadan kalkar.

Opsiyon alıcısının maksimum zararı en olumsuz koşullarda ödediği prim miktarıyla sınırlıdır, karı ise teorik olarak sınırsızdır. Opsiyon satıcısının ise en olumlu şartlarda maksimum karı kendisine ödenen prim miktarıyla sınırlı olup, zararı teorik olarak sınırsızdır.

Opsiyonlar yatırımcılara risk toleranslarına göre spekülatif bir pozisyon veya riskten kaçınma yönünde bir pozisyon alınabilmesini sağlayan esnek araçlardır. Opsiyon sahibi önceden belirlenmiş risk sınırları içinde opsiyonun dayandığı sermaye piyasası aracının fiyatında meydana gelen değişimlerle ilgili sonuçlara katılırlar. Bununla birlikte opsiyon sözleşmeleri, opsiyonun dayandığı şirket tarafından ihraç edilmemektedir[5]. Şirketlerin opsiyon sözleşmeleri ile hiçbir ilgisi ve sorumluluğu bulunmamakta, tüm düzenlemeler düzenleyici kuruluşlar tarafından yapılmaktadır (Karan, 2004: 602).

Opsiyon sözleşmeleri yatırımcısına çok çeşitli faydalar sağlamaktadır. Buna göre temel olarak opsiyon sözleşmeleri (Civan, 2007: 389):

-Yatırımcısına değişen piyasa koşulları ve piyasadaki gelişmeler karşısında hızlı karar alma olanağı sağlayarak yüksek kazanç sağlama,

-Yatırımcısının piyasada oluşabilecek büyük değişikliklerin yönünü bilmesine gerek kalmaması,

-Kaldıraç etkisi sayesinde yatırımcısına (özellikle spekülatif olan yatırımcılara) az bir sermaye birikimi ile çok daha yüksek tutarda varlığı kontrol edebilme,

-Uygun fiyatlarla hisse senetlerinin alınması,

-Özellikle açık pozisyonlarda bulunanlara, olası fiyat değişmelerine ve risklere karşı korunma sağlama,

faydalarını sağlamaktadır.

Diğer taraftan bir varlığın opsiyon sözleşmelerine konu olabilmesi için, o varlığın spot piyasasının da oldukça gelişmiş olması ve çok sayıda alıcısı ile satıcısının bulunması gerekir. Ülkemizde henüz uygulaması olmadığından, alt düzenlemeleri de bulunmamakla birlikte ABD mevzuatına göre opsiyon piyasalarında işlem görecek opsiyona dayanan semaye piyasası aracında aranan özellikler aşağıda verilmektedir (Karan, 2004: 610):

" -    En az 7.000.000 adet hissesinin halkın elinde olması,

  -    En az 6.000 yatırımcının hisselere sahip olması,

  -    Son 12 ayda en az 2.400.000 hissenin işlem görmesi,

   -    Son 3 ay içinde günlük kapanış fiyatının en az $10 olması,

   -    Yasalara uygun raporlar hazırlanması,

   -    Son 12 ayda, faiz, fon, tercihli hisse senedi temettüsü ve temettü ödemelerini zamanında yapması,

   -    Son 8 üçer aylık dönemde (24 ay) en az $1.000.000 net karı olması."

Yukarıdaki şartların istenmesinin temel sebebi opsiyon yazılacak varlığın fiyatlanmasına ilişkindir. Aksi halde, söz konusu varlığın sağlıklı bir şekilde fiyatlanması zordur. 

  1. III.   OPSİYONLARIN SINIFLANDIRILMASI

Opsiyon sözleşmeleri, alım veya satım opsiyonu ve Amerikan veya Avrupa tipi opsiyonlar gibi değişik sınıflandırmalara tabi tutulmakla birlikte, temel olarak yapısal, piyasa yoluyla, bahşettiği hakkın türü bakımından,  (Kırca, 2000: 37)  ve konusu bakımından olmak üzere dört temel başlık altında sınıflandırılabilir.

Yapısal olarak veya vadeleri bakımından sınıflandırılan iki tip opsiyon sözleşmesi vardır. Bunlar Avrupa ve Amerikan tipi opsiyon sözleşmeleridir. Amerikan tipi opsiyon sözleşmeleri vadesine kadar herhangi bir tarihte kullanılabilen sözleşmelerdir. Avrupa tipi opsiyon sözleşmeleri ise sadece vade sonunda kullanılabilen sözleşmelerdir.

Piyasa yoluyla sınıflandırma ise opsiyonların işlem gördüğü yer dikkate alınarak yapılan sınıflandırmayı ifade eder. Buna göre opsiyonların organize bir piyasada veyahut da tezgahüstü piyasalarda işlem görüyor olması dikkate alınır. Opsiyonlar her iki piyasada da işlem görürler (Durbin, 44-47).

Bahşettiği hakkın türü bakımından sınıflandırma alım ve satım opsiyonları ile karmaşık opsiyonları içermektedir. Alım opsiyonu sahibine, sözleşmenin vadesinde veya vadeye kadar olan süre içinde opsiyona konu teşkil eden araçları  sözleşmede belirtilen fiyattan ve belirlenen miktarda satın alma hakkı veren opsiyon türüdür. Satım opsiyonu sahibine, sözleşmenin vadesinde veya vadeye kadar olan süre içinde opsiyona konu teşkil eden araçları  sözleşmede belirtilen fiyattan ve belirlenen miktarda satma hakkı veren opsiyon türüdür. Karmaşık opsiyonlar ise alım ve satım opsiyonlarının çeşitli şekillerde biraraya gelmesiyle oluşan ve straddle, spread, strip, strap, strangle gibi değişik isimlerle anılan opsiyon türlerini ifade etmektedir (Durbin, 44-47).

Konusu bakımından[6], bir başka deyişle üzerine sözleşme imzalanan ürün adları adı altında üç tip opsiyon sözleşmesinden söz edilebilir. Bunlardan yalın opsiyonlar spot piyasada işlem gören menkul kıymetleri baz alan sözleşmelerdir. Öte taraftan menkul kıymetlerin birlikte oluşturduğu bir sepeti de baz alan sözleşmeler opsiyon konusu edilebilir. Bu durumda endeks opsiyonlarından bahsedilir. Son olarak ise vadeli bir sözleşmeye veya vadeli bir endekse dayalı opsiyon sözleşmesi yapılabilir ki; bu durumda da türev araçları üzerine opsiyon sözleşmesi söz konusu olur (Durbin, 44-47).

Son dönemlerde yukarıda yer verilen opsiyonlar yanında çok esnek enstrümanlar olarak tanımlanan, teorik olarak hemen herşey üzerine yazılan ve daha çok tezgahüstü piyasalarda müşteri bulan yeni bir opsiyon sınıflandırması da yapıla gelir olmuştur. Egzotik opsiyonlar olarak adlandırılan bu tür opsiyonlar, Asya opsiyonları,  lookback opsiyonlar, limitli opsiyonlar, barrier opsiyonlar, binary opsiyonlar gibi birçok adla anılmaktadır (Civan, 2007: 398-399):

" -    Asya Opsiyonları: Sahibine, belirlenen vade içerisinde, spot fiyatın ortalama değeri olan kullanım hakkı sağlayan bir opsiyon türü olarak ifade edilmektedir. Asya opsiyonları, opsiyon fiyatının volatilitesini azalttığından dolayı, Avrupa tipi opsiyonlara nazaran daha düşük fiyatlıdır.

   -    Barrier Opsiyonlar: Barrier opsiyonlar, opsiyon sözleşmesine konu olan varlığın fiyatının, belirlenmiş bir zaman dilimi içerisinde, belirli bir seviyeye ulaşıp ulaşmamasına bağlı olan bir opsiyon türü olarak tanımlanmaktadır.

   -    Lookback Opsiyonlar: Ödemelerin, opsiyonun süresi içerisinde, opsiyona konu olan varlığın maksimum veya minimum fiyatlarına bağlı olarak yapıldığı bir opsiyon türüdür. Lookback opsiyonlarında da, diğer opsiyonlarda olduğu gibi, satış opsiyonu ve alış opsiyonu olmak üzere iki tür söz konusudur.

   -    Binary Opsiyonları: Bu opsiyon türü ise, opsiyona konu olan varlığın fiyatlarıyla ilişkili olarak, sabit ödemelerin yapıldığı bir opsiyon türü olarak tanımlanmaktadır.

   -    Limitli Opsiyonlar: Limitli opsiyonlar ise, ödemelerin, opsiyona konu olan varlık fiyatının, opsiyon sözleşmesinde belirtilen belirli bir sınırı geçtiği zaman yapıldığı tezgahüstü opsiyon türüdür (Civan, 2007: 399-400)."  

  1. IV.   OPSİYON SÖZLEŞMELERİNİN ÖZELLİKLERİ

Opsiyon sözleşmesinin, alıcısına sözleşmeye dayanak oluşturan varlığı, belirlenen fiyattan ve belirlenen tarihe kadar geçecek süre içinde herhangi bir zamanda alma ya da satma hakkı veren bir sözleşme olduğu daha önce ifade edilmişti. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere opsiyon sözleşmeleri sözleşmeyi alan kişi açısından bir yükümlülük getirmemekte, bir hak vermektedir. Bu hakkın kullanılıp kullanılmama kararı ise tamamen opsiyon sözleşmesi alan tarafa bırakılmaktadır. Opsiyon satın alan taraf belirli bir fiyat üzerinden söz konusu ürünü alma veya satma hakkını belli bir prim ödeyerek satın alır. Buna karşılık opsiyonu satan taraf karşı taraf talep ettiğinde sözleşmeye konu olan ürünü teslim etme yükümlülüğünü üstlenir. Bu yükümlülüğün doğması için opsiyon hakkının vade tarihine kadar kullanılması şarttır. Aksi halde satıcının yükümlülüğü ortadan kalkar.

Opsiyon alıcısının maksimum zararı en olumsuz koşullarda ödediği prim miktarıyla sınırlıdır, karı ise teorik olarak sınırsızdır. Opsiyon satıcısının ise en olumlu şartlarda maksimum karı kendisine ödenen prim miktarıyla sınırlı olup, zararı teorik olarak sınırsızdır.

Dikkat edileceği üzere opsiyon sözleşmelerinde var olan ana unsurlar:

- Sözleşmeye dayanak oluşturan varlık,

- Alım ya da satım hakkı ve karşısında yer alan yükümlülük,

- Bir sözleşmenin varlığı olarak ifade edilebilir.

Bu tanımlamalar çerçevesinde opsiyon sözleşmelerinin temel özellikleri opsiyon türünün belirlenmesi, teslim edilecek malın belirlenmesi, malın fiyatının belirlenmesi, opsiyon sahibinin işlem hakkını kullanabileceği zaman diliminin belirlenmesi ve opsiyon fiyatının belirlenmesi başlıkları altında toplanabilir (Civan, 2007: 388-389).

  1. V.      OPSİYON SÖZLEŞMELERİNİN HUKUKUMUZDAKİ YERİ

Aralık 1999'da hukuki çerçevede atılan adımlar sonucunda vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile her türlü türev araçlardan oluşan sermaye piyasası araçlarına ilişkin düzenlemelerde bulunma konusunda SPK'nın yetkilendirilmesi ile birlikte[7], hızlı bir şekilde, Vadeli İşlem Borsasının kurulması ve faaliyete geçmesine ilişkin şartlar belirlenmiş ve gerekli hukuki altyapı hazırlanmıştır.

Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn)'nun 40'ıncı maddesinde yer alan "…Münhasıran, ekonomik ve finansal göstergelere, sermaye piyasası araçlarına, mala, kıymetli madenlere ve dövize dayalı vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile her türlü türev araçlardan oluşan sermaye piyasası araçlarının işlem göreceği tüzel kişiliği haiz borsalar, Kurulun teklifi ve ilgili Bakanın önerisi üzerine Bakanlar Kurulunun onayı ile kurulur…" hükmü uyarınca "Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası Anonim Şirketi" (VOB) unvanı ile bir vadeli işlem borsası kurulması; SPK'nın 17/8/2001 tarihli ve 39/1101 sayılı Kararına dayanan Devlet Bakanlığı'nın 3/9/2001 tarihli ve 2381 sayılı yazısı üzerine Bakanlar Kurulu'nca 10/9/2001 tarihinde kararlaştırılmıştır. 2001 yılı Ekim ayında ilgili Bakanlar Kurulu Kararı yayımlanmış ve bu kararı müteakip yürütülen çalışmalar sonucunda, VOB 04.07.2002 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek tüzel kişilik kazanmıştır.  SPK'nın 5 Mart 2004 tarihli toplantısında da VOB'a faaliyet izni verilmesine karar verilmiştir.

13.01.2005 tarihli SPK kurul kararı çerçevesinde ise; SPK'nın 05.03.2004 tarih ve 9/223 sayılı kurul kararı ile şarta bağlanmış olan konularda VOB tarafından yapılan çalışmaların VOB'da işlemlere başlanması kapsamında yeterli olduğuna karar vermiş olup, söz konusu karar çerçevesinde 04.02.2005 tarihinde işlemlere başlanmıştır.

Yaşanan tüm bu gelişmelere rağmen opsiyon sözleşmelerine ilişkin olarak VOB bünyesinde işleyen bir piyasanın varlığından söz edilememektedir. Türkiye'de opsiyon sözleşmelerinin müşteri portföyünü genel olarak çok uluslu şirketler ile büyük ulusal gruplar oluşturmaktadır. Sözleşmeler daha çok küçük ölçekli bankalar aracılığıyla gerçekleştirilmekte ve korunma amaçlı olmaktadır. Öte yandan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin güven ve istikrar içinde işlem görmesini sağlama amacıyla kurulmuş olan VOB'da henüz opsiyonlar işlem görmemektedir. Buna ilişkin çok sayıda neden ileri sürülebilecek olmasına karşın, belli başlıları (Ceylan, 2004: 375):

__"[i] Opsiyonun kendine has özelliklerinden dolayı anlaşılmasının zor ve bu konudaki bilgilerin az olması, [ii] Opsiyon işlemlerinin akademik ve pratik alanda tanıtımının olmaması, [iii] Opsiyonlarla ilgili bilgi edinmeye yönelik yeterli kaynağın olmaması, [iv] Türkiye'de yabancı borsalarla ilgili bilgi birikiminin bulunmaması ve uluslararası piyasalarda faaliyette bulunan aracı kurumların az olması, [v] Opsiyon piyasalarının gelişimini destekleyecek mevzuat ve altyapının olmaması, [vi] Yüksek enflasyon ve ekonomideki keskin dalgalanmalar nedeni ile opsiyon satıcısının oldukça fazla risk üstlenmesi, [vii] Opsiyon borsasının Türkiye için gereksiz veya lüks olduğu gibi görüşlerin varlığı…" 

olarak ifade edilmektedir. Opsiyon sözleşmelerinin VOB'da işlem görmüyor olması durumu opsiyon sözleşmeleri ile ilgili olarak farklı hukuki değerlendirmelerin yapılmasına yol açmıştır.

Çeşitli çalışmalarda vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin menkul kıymet olduğu ileri sürülmektedir (Demir, 2000: 151; Arıkan, 2000: 39-41; Arıkan, 1998: 106; Ekici, 2000: 83). Bilindiği üzere SPKn'nun 3'üncü maddesinin (b) bendinde sermaye piyasası araçları, menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçları olarak iki başlık altında toplanmıştır. Aynı maddede menkul kıymetler "ortaklık veya alacaklılık sağlayan, belli bir meblağı temsil eden, yatırım aracı olarak kullanılan, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte, seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan ve şartları Kurulca belirlenen kıymetli evrak" olarak tanımlanırken, diğer sermaye piyasası araçları "menkul kıymetler dışında kalan ve şartları Kurulca belirlenen evraktır. Şu kadar ki, nukut ile çek, poliçe, bono ile mevduat sertifikaları bundan müstesnadır." şeklinde bir tanımlamaya tabi tutulmuştur. Koç (1999)'a göre "…gerek madde 3/b[8]'deki genel tanıma girmeyen ve gerekse sermaye piyasalarında işlem görmeyen ve tamamen tarafların serbest iradeleri doğrultusunda oluşturulup, halka arz edilmesi de söz konusu olmayan forward sözleşmelerin menkul kıymet olarak kabul edilmesi… mümkün değildir. Buna karşın belli standartlarda halka arz edilen ve vadeli işlem borsalarında işlem gören finansal türev ürünlerden futures ve opsiyon kontratlarının… menkul kıymet olarak değerlendirilmesi gerekir."[9]

Hatta SPK'nın 1997/23 sayılı kararında[10] da bu görüşün hakim olduğu görülmektedir. Bununla birlikte menkul kıymetler ile vadeli işlemler ve opsiyon sözleşmeleri arasında şu farklılıklar bulunmaktadır (Akçaoğlu, 2002: 62-63; Kırca, 2000: 199-200):

-Vadeli işlemler ve opsiyon sözleşmeleri itibari değer taşımazlar, başka bir deyişle belirli bir meblağı temsil etmezler. Bu sözleşmelerde var olan meblağ, vadeli işlemler ve opsiyon sözleşmelerine konu kıymetlerin vadedeki kullanım fiyatları ve sadece opsiyona özgü olan opsiyon primidir.

-Vadeli işleme ve opsiyona dayalı sözleşmeler dönemsel gelir getirmezler. Çünkü vadeli işlemler ve opsiyon borsalarında vadeli işlemlerin ve opsiyon sözleşmelerinin üzerine düzenlendiği kıymetler değil, bizzat sözleşmelerin kendisi alınıp satılır.

-Ayrıca sözü edilen sözleşmeler misli nitelikte, seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan evrak da değildir.

-Opsiyon sözleşmesi, kıymetli evrak niteliğindeki bir senede bağlanamayacağından, kıymetli evrak niteliğine de sahip değildir.

Yukarıda yer verilen açıklamalar sonrasında vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerini menkul kıymet olarak değerlendirmemek gerekir. Poroy'un (Poroy, 1995: 10) diğer sermaye piyasası araçlarına ilişkin olarak "…menkul kıymetler dışında kalan ikinci grup, kıymetli evrak niteliği taşımamak bir yana senet dahi olmayabilir. Söz konusu ikinci gruba sermaye piyasasında işlem gören bazı sözleşmeler girebilir: opsiyon sözleşmeleri, vadeli işlem sözleşmeleri gibi." açıklamasında örneklendirdiği üzere opsiyon sözleşmelerinin ve vadeli işlemlerin diğer sermaye piyasası aracı olarak değerlendirilmesi daha gerçekçi bir yaklaşım olarak ortaya çıkmaktadır. Nitekim son dönem SPK kararlarının da bu yönde olduğu görülmektedir. Buna ilişkin 23.10.2003 tarih ve 55/1262 sayılı kurul kararı 1997 yılında alınan kararı kaldırmış ve vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerini SPKn'nun 3'üncü maddesinin (b) bendi uyarınca "diğer sermaye piyasası aracı" olarak belirlemiştir[11].

Diğer taraftan diğer sermaye piyasası aracı olarak sınıflandırılan opsiyonlara ilişkin detay bir düzenlemenin henüz yapılmadığı görülmektedir. Bu durum ise VOB'da işlem görmemesiyle ilişkilendirilebilse de opsiyon sözleşmelerinin Türk piyasasındaki gelişiminde büyük bir eksiklik olarak değerlendirilmektedir. Opsiyon sözleşmelerine ilişkin detay bir düzenlemenin bugüne kadar gerçekleştirilmemiş olması, opsiyon sözleşmeleri ile bu sözleşmelere benzer niteliklere sahip kumar ve bahis işlemlerinin sınırlarının tam olarak çizilememesine yol açmaktadır. Söz konusu sınırların belirlenmesine ilişkin değerlendirmeler, ilgili mevzuat kapsamında izleyen bölümde yer almaktadır.

  1. VI.   OPSİYON SÖZLEŞMELERİ VE KUMAR  

Kumar ile ilgili düzenlemeler genel olarak Borçlar Kanunu (BK) ve Türk Ceza Kanunu (TCK)'nda yer almaktadır. BK'nda yer alan kumar düzenlemeleri "Kumar ve Bahis" başlığını taşıyan 21'inci Bab'ının ilk maddesi olan 504 ve 505'inci maddelerinde yer almakla birlikte, kumar ve bahis kavramlarına ilişkin herhangi bir tanımlama içermemektedir. Bir diğer düzenleme ise TCK'da yer almaktadır. TCK'nın genel ahlaka karşı suçlar arasında değerlendirdiği "kumar oynanması için yer ve imkan sağlama" başlıklı 228'inci maddesinin 4'üncü fıkrasında kumar, kazanç amacıyla icra edilen ve kar ve zararın talihe bağlı olduğu oyunlar olarak ifade edilmektedir. Aynı maddenin 1'inci fıkrasında ise kumar oynanması için yer ve imkan sağlayan kişinin, bir yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır.

Sözlük anlamı olarak kumar Türk Dil Kurumu (TDK)[12] 'nca "ortaya para koyarak oynan talih oyunu" şeklinde ifade edilirken öğretide "birden fazla kişinin eğlenmek, kazanç sağlamak yahut fikri veya bedeni ustalıklarını geliştirmek amacıyla, az veya çok ustalığa veya talihe bağlı birbirine zıt şartlar altında, karşılıklı olarak aralarında kazanacak olana bir edim taahhüt ettikleri bir sözleşme" (Kırca, 2000: 243) olarak tanımlanmaktadır. Buna karşılık bahis ise TDK tarafından[13] "görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma" olarak tarif edilirken, öğretide "tarafların karşılıklı ve birbirlerine zıt iddialarını takviye etmek için yaptıkları öyle bir sözleşme anlaşılır ki, bununla taraflardan her biri, kendi iddiasının yanlış çıkması hali için diğerine bir edim vaad eder." (Kırca, 2000: 243) şeklinde ifade edilmektedir.

Genel kabul gören görüşe göre, kumar ile bahis arasındaki fark taraflarca güdülen amaçtadır. Tarafların amacı kazanç veya eğlence ise kumar; belirli bir konuya ilişkin ciddi bir fikir ayrılığı dolayısıyla karşılıklı ve birbirlerine zıt iddiaların pekiştirilmesi ise bahis söz konusudur. Diğer taraftan kanun nazarında gerek kumar ve gerekse de bahis aynı hükümlere tabi tutulduğundan, modern hukukumuzda kumar ve bahsi ayırmanın pratik bir önemi kalmamıştır (Kırca, 2000: 243).

Kumar ve bahis niteliğini haiz olduğu takdirde borsaya dahil olan emtia ve kıymetli evrakın fiyat farkı üzerinde yapılan vadeli alışverişler[14], gerçek anlamı ile kumar ve bahis dışında kalmasına rağmen kumar ve bahis hükümlerine tabi tutulmaktadırlar. Bu durum gerçek anlamı ile kumar ve bahis dışında kalan bazı işlemlerin[15] de, kumar ve bahis hükümlerine tabi tutulmasından kaynaklanmaktadır. BK 504'ün ilk fıkrasında, kumar ve bahsin alacak doğurmayacağı belirtildikten sonra, ikinci fıkrada, "…kumar ve bahis vasfını haiz olduğu takdirde borsaya dahil olan emtia ve kıymetli evrakın fiyat farkı esası üzerine yapılan vadeli alış verişlerde dahi, durum böyledir." ifadesi yer almaktadır. Opsiyon sözleşmeleri korunma amacıyla yapıldığında spot fiyat ile gelecekte gerçekleşecek fiyat farkının sabitlenmesi esasını içerirken, spekülatif mahiyette yapıldığında temel amaç fiyat farkından yararlanma olarak ortaya çıkmaktadır. Bu sebeple opsiyon işlemlerini, fiyat farkı esasına dayalı vadeli borsa işlemleri içerisinde saymak yerindedir. Buna göre kumar niteliği taşımaları halinde BK'nın 504'üncü maddesi opsiyon işlemlerine de uygulanacaktır.

Yukarıdaki ifadelerden de anlaşılacağı üzere, dış görünüşü itibariyle bir alım satım sözleşmesi niteliğine sahip ve doğrudan doğruya bir kumar sözleşmesi olmayan bazı işlemler de kumar hükmünde sayılabilmektedir (Akev, 1964: 139). Bununla birlikte, opsiyon işlemleri de dahil vadeli borsa işlemlerinin kural olarak kumar niteliği taşımadığı, bu hususta bir karinenin bulunduğu düşüncesi yerinde ve anlaşılırdır. BK'nın 504'üncü maddesinin ikinci fıkrasının lafzı da bu yönde olup, söz konusu hüküm uyarınca, fiyat farkına dayalı işlemler ancak "kumar ve bahis vasfını haiz olduğu takdirde" kumar sayılacaklardır. Dolayısıyla, genel görüş, bunların kumar niteliği taşımadıklarıdır (Kırca, 2000: 262). Kumar ve bahis niteliğinin belirleyicisi ise gerçekleştirilen işlemin amacıyla doğrudan ilintilidir. Türev ürünlerin ortaya çıkışındaki temel mantık söz konusu ürünlerin spekülatif amaca hizmet edecek yeni ürünler yaratması olduğu kadar korunma amacıyla risk azaltılmasının sağlanmasıdır. Zira koruma amacıyla işlem yapan kişi (hedger), fiyat dalgalanmalarına karşı kendisini güvence altına almak istemektedir. Kişi, risk üstlenmemekte, tam tersi riski önlemek istemektedir. Basiretli bir davranışın gereği de budur. Spekülatif taraf ise işlem gerçekleştirilmesine olanak sağlayan ve söz konusu korumanın karşısında yer alan tarafı ifade etmektedir. Dolayısıyla işlemin her iki tarafı da kumarda geçerli olan blöf ve bilginin gizli olması esaslarına dayalı olarak spekülatif olarak hareket ediyorsa ve korunma amacı dışına çıkıyorsa, işlemin kumar niteliği daha ağır basacaktır.

Bununla birlikte spekülatör ile kumarcılar arasındaki sınır iyi belirlenmelidir. Opsiyon sözleşmeleri yatırım aracıdır ve yatırımcılarına risklerden korunma imkanı tanırken, spekülatörlerin yaratacağı likit bir piyasanın varlığı halinde hayat bulurlar. Çok sayıda spekülatörün varlığı halinde piyasa genişler, derinleşir ve doğru fiyatlar oluşabilir ve korunma amaçlı yatırımcılara işlem imkanı sağlanabilir. Bu meyanda spekülatörler vasıtasıyla gerçekleşen spekülasyonun kayıtsız şartsız kumar olarak nitelendirilmemesi gerekmektedir (Kırca, 2000: 263).

Doğal olarak borsalar kuruluş amacı itibariyle bu kapsamın dışında yer almaktadır. Çünkü borsalar doğaları gereği güven unsuru üzerine inşa edilen kurumlardır. Bu çerçevede, yukarıda yer verilen değerlendirmelerin esas olarak borsa dışında, müşteriler ile takas üyeleri arasında gerçekleştirilen işlemler açısından değerlendirilmesi yararlı olacaktır[16].

Borsa dışı gerçekleştirilen işlemler içerisinde ise özellikle egzotik opsiyonlar benzeri hizmetlerin sağlandığı internet siteleri dikkat çekmektedir. Çünkü son dönemlerde internet siteleri üzerinden egzotik opsiyonlar kategorisinde nitelendirilen ürünlerin pazarlanmasında artış yaşandığı görülmektedir. Söz konusu ürünler genel olarak opsiyon olarak ifade edilirken, alıcısına öngörüsüne dayalı olarak önceden belirlenen bir oranda getiri elde etme imkanı sunmaktadır. Pazarlanan ürünler lafzi olarak opsiyon olarak ifade edildiğinden,  öncelikli olarak söz konusu ürünlerin opsiyon sözleşmeleri niteliğine sahip olup olmadıklarının tespiti gerekmektedir. Opsiyon sözleşmeleri alıcısına sözleşmeye dayanak oluşturan varlığı, belirlenen fiyattan ve belirlenen tarihe kadar geçecek süre içinde herhangi bir zamanda alma ya da satma hakkı veren bir sözleşmeler olarak ifade edilmektedir. Opsiyon sözleşmelerinin ana unsurları daha önce de belirtildiği üzere, (i) sözleşmeye dayanak oluşturan varlık, (ii) alım ya da satım hakkı ve (iii) bir sözleşmenin varlığı olarak ifade edilebilir.

Diğer taraftan egzotik opsiyonlar olarak bazı internet siteleri tarafından pazarlanan ürünlerde, bu ürünlerin bağlı olduğu dayanak bir varlığın mevcudiyeti söz konusu iken, vadeli işlemlerin tabi olduğu sözleşme varlığından bahsedilememektedir. Bilindiği üzere vadeli işlemler piyasasına konu türev araçlarda iki türlü sözleşme söz konusudur. Birinci sözleşme yatırımcı ile aracı kurum arasında imzalanan ve sermaye piyasalarında işlem yapılabilmesine olanak tanıyan ve karşılıklı kuralların ve hakların belirlendiği çerçeve sözleşmeleridir. İnternet siteleri, pazarlanan ürünlerinde işlem yapılabilmesinin koşulu olarak genel sözleşme imzalanmasını şart koşmaktadır. Ortaya konan genel sözleşme şartları bu çerçevede değerlendirilebilecek, taraflar arası uygun irade beyanına dayanan çift taraflı sözleşme örneğini teşkil etmektedir. İkinci sözleşmeler ise hukuki olarak bağlayıcı olan ve sözleşmeye konu ürünü gelecekte almak veya satmak üzere işlem salonunda yapılan bir anlaşmayı ifade etmektedir. Bu sözleşmede alım satıma konu ürünün; kalitesi, miktarı, teslim yeri ve tarihi, borsa tarafından önceden belirlenip standart kalıplara bağlanmıştır. İnternet sitelerinde yer alan ürünlerde ise işlem yapılabilmesi, site ile işlem yapma arzusunda olan şahıs arasında birinci tür bir sözleşmeye dayalı iken, işlem konusu ürünün standartlaştırılması anlamında ikinci tür sözleşmenin varlığı söz konusu değildir.

Bir diğer husus ise opsiyon sözleşmelerinin barındırdığı hak ve yükümlülük unsuruna ilişkindir. Opsiyon sözleşmesini kabul eden taraflardan biri hak sahibi haline gelirken diğeri yükümlülük altına girmektedir. Hakkın kullanılıp kullanılmaması ise sözleşme ile bu hakkın tanındığı tarafa ait olacaktır. Egzotik opsiyonlar kategorisinde bazı internet siteleri üzerinden pazarlanan ürünlerde ise böyle bir hakkın varlığından bahsedilememektedir. Bunun yerine internet sitelerinde işlem yapma saikiyle sözleşme imzalayan taraf, site tarafından belirlenen varlıklara ilişkin fiyat öngörüsünde bulunarak para yatırmakta, fiyat seyri hangi yönde olursa olsun herhangi bir hakka sahip olmamakta, keza yatırdığı para haricinde herhangi bir yükümlülüğe de girmemektedir.

Opsiyon sözleşmeleri ile bazı internet sitelerinin hizmetleri arasında görülen bir diğer farklılık ise prim-kar ilişkine aittir.  Opsiyon sözleşmelerinde alım ve satım opsiyon sözleşmelerinin satan tarafın kazancını oluşturan ve opsiyon kullanılsa da kullanılmasa da sözleşmeyi alan tarafın ödediği prim anlamındaki uygulama, bazı internet sitelerinde sunulan hizmetle örtüşmemektedir. Söz konusu internet sitelerinde herhangi bir prim ödemesi söz konusu değildir. Ayrıca yapılan tahminin sonucu olumlu olursa yatırılan tutarın belli bir oranı baz alınarak kar getireceği belirtilmektedir ki, bu durumun opsiyon sözleşmelerinde geçerli olan karın sınırsız olması prensibi ile örtüşmemektedir. Alıcısına, sözleşmeye dayanak oluşturan varlığı sözleşmede belirlenen fiyattan alma hakkı veren opsiyon sözleşmelerinde ise, yatırımcının zararı opsiyon primi ile sınırlı olabilecekken karı teorik olarak sınırsızdır. İnternet siteleri tarafından pazarlanan ürünlerde ise, yatırımcının öngörüsü gerçekleşirse elde edebileceği en yüksek kar oranı internet siteleri tarafından müşteri tarafından yatırılan tutarın belli bir oranı olarak belirlenirken, öngörüsü gerçekleşmezse yatırdığı paranın belli bir oranını kaybetmesi söz konusudur.

Anılan internet sitelerinde sunulan ürünler ile opsiyon sözleşmeleri arasındaki bir diğer ayrışma ise fiyat belirlenmesi hususunda ortaya çıkmaktadır. Opsiyon sözleşmelerinde sözleşme fiyatı, işleme konu tarafların geleceğe dönük beklenti fiyatlarının bir yansımasıdır. Dolayısıyla alıcı taraf için gelecekte oluşacağına inanılan cari piyasa fiyatının (prim dahil) minimum eşiğini ifade ederken, satıcı taraf için maksimum eşiği ifade etmektedir. İnternet sitelerinde yer alan işlem fiyatları ise tam anlamıyla olamasa da varlığın ilgili piyasasındaki cari (spot) fiyatını yansıtmaktadır. Müşteri bu fiyatın aşağı ya da yukarı gideceğini tahmin ederek, geleceğe dönük beklentisini kullanarak kazanç sağlamaktadır. Her hangi bir prim ödemesi olmadığı gibi yaptığı ödeme dışında herhangi bir yükümlülük altına da girmemektedir.

SONUÇ

Vadeli işlem piyasaları, bünyesinde taşıdığı özellikler ile kullanıcılarına büyük kolaylıklar sağlayan günümüzün en fazla rağbet edilen yatırım ve risk aktarma araçlarının başında gelmektedir. Ekonomik kararları merkez alan ve piyasa katılımcılarının en çok bilmek istedikleri gelecekteki fiyat konusu, vadeli işlem piyasalarının uygulandığı alanlarda otoritelere bir fikir vermektedir.

Türkiye sermaye piyasaları son yıllarda çok önemli bir değişim geçirmiş deyim yerinde ise bütünüyle yeniden yapılandırılmıştır. Bu sürecin çok önemli kilometre taşlarından olan VOB başarılı bir şekilde kurulmuş ve faaliyetlerine gelişerek devam etmektedir.

Bununla birlikte opsiyon sözleşmeleri halen hayata geçirilememiştir. Bu durum bu sözleşmelerin tezgahüstü piyasalarda ya da yurtdışı kaynaklı olarak kurulan bazı internet siteleri yoluyla yatırımcılara sunulmasına yol açmaktadır.  Yurtdışı kaynaklı internet siteleri üzerinden egzotik opsiyonlar kategorisinde nitelendirilen ve pazarlanan ürünler opsiyon olarak ifade edilirken, alıcısının öngörüsüne dayalı olarak önceden belirlenen bir oranda getiri elde etme imkanı sunmaktadır. Bu haliyle gerek borsa dışında işlem gerçekleştiriliyor olması ve gerekse de işlem yapısı itibariyle BK 504 madde hükümlerinin uygulama alanı bulabilecek olması dolayısıyla bu internet sitelerinin, işlem yapanlarca iyi bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Borsa dışında gerçekleşen opsiyon işlemlerinin, işlem gerçekleştiren tarafların saikine bağlı olarak kumar kapsamında değerlendirilebileceği daha önce belirtilmişti. Bu durum özellikle internet siteleri yoluyla opsiyon adı altında pazarlanan ürünlerde özel önem arz etmektedir. Bir önceki bölümde (Bölüm VI) belirtildiği üzere bazı internet siteleri tarafından pazarlanan ürünlerde, opsiyon sözleşmelerinin aksine alım satıma konu olan ürünün; kalitesi, miktarı, teslim yeri ve tarihi borsa tarafından önceden belirlenip standart kalıplara bağlanmamaktadır. Ayrıca bu ürünler, söz konusu standartlaşmayı belirleyen sözleşme niteliğine de sahip değildirler. Bu ürünlerde, opsiyon primi ödemesi söz konusu olmadığı gibi yapılan ödeme dışında herhangi bir yükümlülük altına da girilmemektedir. Bu hususlar tarafların karının sınırlandırılmış olması, işlem fiyatının işleme konu tarafların geleceğe dönük beklentileri yerine tam anlamıyla olamasa da varlığın ilgili piyasasındaki cari (spot) fiyatını yansıtması hususları birlikte değerlendirildiğinde söz konusu internet sitelerinde sunulan hizmetlerin opsiyon sözleşmeleri ile birebir örtüşmediği ve unsurlarını taşmadığı değerlendirmelerine ulaşılmaktadır. 

Söz konusu internet siteleri tarafından sunulan ürünler geleceğe ilişkin öngörü ve kazanç/kayıp esasına dayandığından, anılan özellikleri barındıran kumar işlemi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin de açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anılan internet sitelerinde gerçekleştirilen işlemlerin niteliği incelendiğinde, işlemlerin taraflarını site sahipleri ile müşterilerin oluşturduğu görülmektedir. Taraflardan biri site sahipleri olduğundan, işlemler nedeniyle kazanç elde edecek ya da kayba uğrayacak açık pozisyon bulundurmaktadırlar. Bir başka anlatımla internet site yönetimi, müşterilerin öngörülerine bağlı olarak uzun ya da kısa pozisyona sahiptir ve söz konusu pozisyonu sıfırlayabileceği başka bir işlem kalıbı bulunmamaktadır. Aynı durum müşteri için de söz konusudur. Dolayısıyla taraflar arasındaki işlem, bahisin TDK'da "görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma" olarak tarif edilen anlamının sözlü anlaşma yerine yazılı anlaşma olarak vuku bulmuş halini andırmaktadır. Bu suretle bu tarz ürünleri sunan sitelerde gerçekleştirilen işlemlerin türev aracı olarak değil, kumar aracı olarak nitelendirilmesi söz konusu olabilecektir.

Yatırımcıların olası mağduriyetlerle karşılaşmamaları için dikkat edilmesi gereken husus, gerçekleştirilen işlemlerin niteliği ile yakından ilgilidir. Şayet internet siteleri tarafından pazarlanan ürünler, opsiyon sözleşmelerinin nitelikleri olarak belirtilen korunma, sözleşme nitelikleri vb. özelliklerini taşımıyorsa, borsa dışında da gerçekleştirildiği dikkate alınarak kumar kapsamına girebilme ihtimalini taşıyacaktır. Dolayısıyla bu şekilde işlem gerçekleştiren yatırımcıların olası bir mağduriyetle karşılaşmamak için, bu ihtimali de göz önünde bulundurması yararlı olacaktır.

 

KAYNAKÇA

 

AKÇAOĞLU, Ertuğrul (2002), Finansal Türev Ürünlerin Vergilendirilmesi, Ankara: Turhan Kitabevi.

AKEV, Sahir Talat (1964), Türk Hususi Hukukunda Kumar ve Bahis, Doktora Tezi, İstanbul: Sulhi Garan Matbaası.

ARIKAN, Naci   (1998), "Türev Ürünleri Menkul Kıymet midir?", Vergi Dünyası, Nisan 1998, S. 200.

ARIKAN, Naci    (2000), Türev İşlemlerin Hukuki ve Vergisel Boyutu, İstanbul.  

 

AYTEKİN, Yılmaz Haluk (1994), Bankacılıkta Döviz ve Faiz Yönetimi Teknikleri ve Türkiye Uygulaması, Halkbank Eğitim Müdürlüğü yayınları, 1994/2, Ankara.

BESANT, Lloyd (Ed.) (1985), "Options on Futures", Commodity Trading Manuel, Chicago Board of Trade, pp. 306-328.

BOLGÜN, K. Evren, M. Barış AKÇAY (2009), Türk Finans Piyasalarında Entegre Risk Ölçüm ve Yönetim Uygulamaları Risk Yönetimi, Üçüncü Baskı, İstanbul: Scala Yayıncılık.

CEYLAN, Ali, Turhan KORKMAZ, (2004), Sermaye Piyasası ve Menkul Değer Analizi, 2. Baskı, Bursa: Ekin Kitabevi.

CİVAN, Mehmet (2007), Sermaye Piyasası Analizleri ve Portföy Yönetimi, Ankara: Gazi Kitabevi.

DEMİR, Şeref (2000), "Finansal Türev Ürünler ve Vergisel Boyutu-II", Yaklaşım, Haziran, S. 90.

DURBIN, Michael (2006), "The Option Contract", All About Derivatives, McGraw-Hill, pp 39-59.

EKİCİ, M. Hadi (2000), "Opsiyon Kontratlarının Mahiyeti ve Vergi Kanunları Açısından Değerlendirilmesi", Vergi Dünyası, Mayıs 2000, S. 225.

KARAN, Mehmet Baha (2004), Yatırım Analizi ve Portföy Yönetimi, Ankara: Gazi Kitabevi.

KIRCA, İsmail (2000), Hukuki Yönüyle Borsa Opsiyon İşlemleri, Ankara: Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü.

KOÇ, Selman (1999), "Forward Sözleşmelerinin Hukuki Mahiyeti, Vergi Kanunları Karşısındaki Durumu ve Muhasebeleştirilmesi", Vergi Dünyası, Kasım 1999, S. 219.

POROY, Reha, Ünal TEKİNALP (1995), Kıymetli evrak Hukuku Esasları, 12. Baskı, İstanbul.

SEYİDOĞLU, Halil (2003), Uluslararası İktisat Teori, Politika ve Uygulama, 15. Baskı, İstanbul: Güzem Can Yayınları.

www.spk.gov.tr

www.tdk.gov.tr

 

 



[1] Bu çalışma, opsiyon sözleşmelerine ilişkin genel bilgiler verme amacını taşıdığından, opsiyonların fiyatlanması, opsiyon stratejileri ve opsiyonların vergilendirilmesi gibi daha karmaşık alanlara değinmemektedir. Diğer taraftan bu alanlarda detay bilgi almak isteyenler fiyatlamaya ilişkin (Ceylan, 2004: 353-372; Civan, 2007: 400-411; Karan, 2004: 645-660), opsiyon stratejilerine ilişkin (Aytekin, 1994: 76-78, 143; Civan, 2007: 411-414; Commodity Trading Manuel, 1985: 309-315; Durbin, 2006: 55-59; Karan, 2004: 627-634), vergilendirmelerine ilişkin (Akçaoğlu, 2002) kaynaklarına başvurulabilir.

[2] Detaylı bilgi için aynı zamanda Commodity Trading Manuel (1985)'e bakılabilir.

[3] Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsalarının Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik'in tanım ve kısaltmalar başlıklı 3'üncü maddesi.

[4] Avrupa tipi opsiyonlarda, söz konusu hak vadeye kadar kullanılamayacağından, buradaki ifade vade sonu olarak algılanmalıdır.

[5] Amerika'da uygulaması olan ve şirket çalışanları ile yöneticilerine verilenler bu yargının istisnasını oluşturmaktadır.

[6] Detay bilgi için bkz. (Civan, 2007: 397-398).

[7] SPK'ya, SPKn'nun 22(j) maddesi gereğince "…her türlü türev araçların niteliklerini, alım ve satım esaslarını, bu araçların işlem göreceği borsalar ve piyasalar…" hakkında düzenleme yetkisi verilmiştir.

[8] www.spk.gov.tr, Erişim Tarihi: 12.03.2010.

[9] Akçaoğlu'ndan (2002: 63) aktarılmıştır.

[10] Söz konusu karar aynen aşağıda yer almaktadır:

"İstanbul Altın Borsasında altın ve dövize dayalı vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin alım satımına aracılık yetki belgeleri alan kuruluşların bu işlemleri yetkilendirildikleri alanda yurtdışında da yapabilmeleri için söz konusu sözleşmelerin Kurulumuzca menkul kıymet olarak belirlenmesine, karar verilmiştir."

Karar ilk bakışta, opsiyon sözleşmelerinin menkul kıymet grubuna dahil edildiği izlenimini yaratmakla birlikte Kırca (2000: 201), söz konusu kararda yer alan ifadelerden opsiyon sözleşmesinin menkul kıymet sayılacağı yönündeki nitelendirmenin hukuki değil, pratik gerekliliklerden kaynaklandığına vurgu yapmaktadır. Kırca'ya göre opsiyon sözleşmeleri ve aynı zamanda vadeli işlemlerin menkul kıymet olarak nitelendirilmesi, söz konusu araçların 32 sayılı Karar çerçevesinde işlem görebilmesi ve 32 sayılı Karar'daki rejimden yararlanabilmesi içindir. Kırca ayrıca, 558 sayılı KHK'nın iptali ile SPK'nın türev araçlarla ilgili yetki maddelerinin iptal edilmesine bağlı olarak bu konudaki düzenlemelerin dayanağının kalmadığını ve takip eden yıllarda yapılan düzenlemelerle oluşturulan ve/veya genişletilen borsalarda kıymetli madenlerle ilgili sermaye piyasası araçlarından olan türev araçların işlem görebilmesinin mümkün kılındığı ve bu yüzden opsiyon sözleşmelerinin menkul kıymet sayılmasına ilişkin pratik gereğinin de artık ortadan kalktığını ifade etmektedir.   

[11] Kurul kararında, tezgahüstü piyasa ve organize piyasalar ayrımına gidilmeden, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ifadesi kullanılmıştır.

[12] www.tdk.gov.tr Erişim Tarihi: 05.03.2010.

[13] www.tdk.gov.tr Erişim Tarihi: 05.03.2010.

[14] BK 504, f. 2 hükmünden alıntılanmıştır.

[15] Kumar ve bahis için yapılan avans ve ödünç paralar bu işlemler arasında değerlendirilmektedir. Detay bilgi için bkz. (Kırca, 2000: 244).

[16] Opsiyon işlemlerinin kumar sayılıp sayılmamasına bağlanan hukuki sonuçlar açısından gerek borsa içi ve gerekse de borsa dışı işlemler başlığı altında yapılan detaylı değerlendirmeler için Kırca (2000)'nın "Borsa Opsiyon İşlemlerinin Kumar Niteliği" incelenebilir.