Yatirimci.gov.tr        

YATIRIM FONLARI YATIRIMCILARININ HAKLARI

Yatırım fonlarında yatırımcıların hakları incelenirken, Sermaye Piyasası Hukuku yanında Ticaret Hukuku ve Borçlar Hukuku kurallarının da dikkate alınması büyük önem taşımaktadır. Zira yatırım fonları fon toplama ve finansal varlıklara yatırma aşamalarında çeşitli hukuki süreçlere dahil bulunmaktadır.

  1. I.         FON KURUCUSU İLE YATIRIMCILAR ARASINDAKİ İLİŞKİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ

Yatırım fonları yatırımcılarının haklarının incelenmesine geçmeden önce, fon kurucusu ile katılma belgesi sahipleri veya yatırımcılar arasındaki ilişkinin hukuki niteliği üzerinde kısaca durmakta yarar bulunmaktadır.

Mevzuat uyarınca kurucunun fon varlıklarına inançlı mülkiyet ile malik olduğu ve katılma belgesi sahiplerinin, gerçekleştirilen inançlı işlem çerçevesinde fon malvarlığı üzerinde haklarının bulunduğu kabul edilmekle birlikte, kurucu ile katılma belgesi sahiplerinin arasındaki ilişkilerin hukuki niteliği, esas itibariyle fon içtüzüğü ile tayin edilmektedir. Fon içtüzüğü inançlı işlemi bünyesinde barındıran, iltihaki nitelikte genel işlem şartlarını içeren bir sözleşmedir. Bu sözleşme kurucu ve katılma belgesi sahiplerinin hak ve yükümlülüklerinin tamamını içermektedir. Bu çerçevede, inançlı işlemin, yazılı fon içtüzüğü ile güçlendirildiği kabul edilmelidir. Fon içtüzüğünün kurucu ile katılma belgesi sahipleri arasında bir vekalet ilişkisini düzenlediği de dikkate alınmalıdır. Kurucu, bu kapsamda fon içtüzüğünde yer alan hükümlerden kaynaklanan borçlarına ilave olarak vekilin sadakat borcu altındadır ve müvekkil konumundaki katılma belgesi sahiplerinin menfaat ve iradelerine uygun davranmak zorundadır (Okat, 2009:67-84).


  1. II.      YATIRIMCILARIN FON İÇTÜZÜĞÜNDEN KAYNAKLANAN HAKLARI

Türk hukuk sisteminde fon kurucusu, inanç sözleşmesi niteliğindeki fon içtüzüğü çerçevesinde fon portföyünün malikidir[1]. Malik olan kurucunun mülkiyet hakları, fon içtüzüğü ile sınırlanmıştır (Okat, 2009:73). Bu kapsamda, yatırımcıların hakları, daha çok fon içtüzüğünden kaynaklanan haklardır.

2.1.   Geri Satım Hakkı

2.1.1.      SPKn'da Geri Satım Hakkına Yer Verilip Verilmediği

Yatırım fonlarının operasyonel açıdan asli özelliği, açık uçlu (ing. open-end) olmaları, diğer bir ifadeyle, yatırımcıların fon paylarını fona geri satım haklarının bulunmasıdır. Nitekim AB'nin yatırım fonlarına ilişkin temel düzenlemesi niteliğinde olan 20.12.1985 tarih ve 85/611/EEC sayılı "Devredilebilir Menkul Kıymetlere Yatırım Yapan Kollektif Yatırım Kuruluşlarına ilişkin Kanun, Düzenleme ve İdari Hükümlerin Koordinasyonu Hakkında Konsey Direktifi" [2] m.1, f.2, b.2'e göre Devredilebilir Menkul Kıymetlere Yatırım Yapan Kollektif Yatırım Kuruluşları (DKYK, ing. UCITS), payları, hamillerinin isteği üzerine ve bedeli kuruluşun aktiflerinden karşılanmak üzere doğrudan doğruya geri alınabilen veya ödenebilen kuruluşlardır. DKYK'ların açık uçlu olma niteliğini ifade eden söz konusu hüküm (Hopt ve Diğerleri, 1991: 150), "geri satım hakkı"nı DKYK'ların zorunlu bir niteliği haline getirmektedir. Ülkemizdeki yatırım fonları, büyük oranda AB'deki DKYK'lara benzerlik göstermektedir.

2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SPKn.), 29.04.1992 tarih ve 3794 sayılı değişiklikten önceki metni (ESPKn.)  m.41, b.(g), c.1'de katılma belgesi sahiplerinin, belgenin günlük rayiç fiyattan geri satın alınmasını her zaman isteyebileceği açıkça ifade edilmektedir. 3794 sayılı Kanun değişikliği ile, bu ifade kaldırılmış, ancak, SPKn. m.38, f.4, b.(b) ile, "Kurul, …, katılma belgelerinin …, geri satın alma fiyatlarının hesaplanmasına ve ilanına, alım satım ilkelerine ilişkin esasları belirler." hükmü getirilmiştir.

Kanun hükmü çerçevesinde, Kurul, katılma belgelerinin geri satın alma fiyatlarının ne suretle hesaplanacağı ve ilan edileceğini belirlemek zorundadır. Bu durumda, fon kurucusunun geri satın alma fiyatını hesaplaması ve ilanı zorunlu olmaktadır. Bu ilan, bir yönüyle icap niteliğinde olduğundan, yatırımcının kabul etmesi ile, katılma belgesinin geri satımı gerçekleşebilecek durumdadır (Okat, 2009:108). Bu çerçevede, SPKn'daki hüküm, yatırımcının geri satım hakkının tanınması niteliğinde olup, kanun koyucunun, yatırım fonlarının evrensel nitelikteki açık uçlu olma ilkesini göz önüne aldığı ve SPKn. m.38 f.4 b.(b) hükmünü yeterli gördüğü anlaşılmaktadır[3].

2.1.2.       SPKr. Tebliği ve İçtüzük Standardında Geri Satım Hakkı

Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPKr.), Seri:VII, No:10 sayılı Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar  Tebliği (Tebliğ, Fon Tebliği) m.37, f.1, c.1'de: "Katılma belgesi sahipleri, belgelerini fon içtüzüklerinde belirlenen esaslara göre fona iade etmek suretiyle paraya çevirebilirler." hükmü yer almaktadır. Buna göre, katılma belgesi sahiplerinin, katılma belgesi karşılığı nakdin kendilerine verilmesi hakları mevcut bulunmaktadır.

Geri ödemenin koşulu, "fon içtüzüklerinde belirlenen esaslara" uyulmasıdır. Fon içtüzüklerinde, fon kurucusunun ihtiyarına bırakılan hususlar olsa da, her şeyden önce Kurulca belirlenen standart içtüzük metninde öngörülen zorunlu hususlara yer verilmek zorundadır[4]. Standart içtüzük metninin (İçtüzük) 12. maddesinde geri satım esasları düzenlenmektedir. Bu madde uyarınca bazı hususların fon içtüzüklerinde bulunması zorunlu tutulmuş, bazı hususlar ise, belirli sınırlar dahilinde, kurucunun takdirine bırakılmıştır. Geri satım esasları, A tipi fonlar, likit fonlar ve likit fonlar dışındaki B Tipi fonlar için ayrı ayrı düzenlenmiştir. Standart içtüzük metninde, fondan ayrılma şartlarını düzenleyen 12.1. maddesi için üç ayrı tip madde standardı sunulmaktadır. Birinci standart, içtüzük standardının (62) nolu dipnotunda ifade edildiği üzere A tipi fonlar tarafından; ikinci standart, (68) nolu dipnotta ifade edildiği üzere likit fonlar dışındaki B tipi fonlar tarafından; üçüncü standart ise (69) nolu dipnotta yer verildiği üzere yalnız likit fonlar tarafından kullanılacaktır.

İçtüzük standardı m.12.1.5., geri satım bedellerinin hangi gün ödeneceği hususunu  kurucunun ihtiyarına bırakmaktadır. Ancak kurucunun bu yetkisi sınırsız olmayıp, aynı maddenin (66) ve (67) sayılı dipnotları uyarınca, kurucu, geri satım bedellerini, talimatın, gün içinde belirlenen saatten önce verilmesi halinde birinci ve ikinci işlem gününde, belirlenen saatten sonra verilmesi halinde ise, ikinci veya üçüncü işlem gününde yatırımcılara ödemek zorundadır. Hangi işlem gününde ödeme yapılacağı, içtüzükte kesin olarak belirlenmek zorundadır.

Bu noktada, içtüzük ile geri satım bedeli karşılığı katılma belgesi sahibine ödeme yapılması hususunun "geri satım hakkı"na halel getirip getirmediği konusunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu sorunun yanıtı, (68) ve (69) sayılı dipnotlarda bulunabilmektedir. Söz konusu dipnotlarda kurucunun, ödeme gününü, "fonun portföy yapısına göre" belirlemekle yükümlü olduğu yazılmıştır. Portföylerinde hisse senedi bulunduran fonların yöneticileri, geri satım talebi ile karşılaştıkları zaman, geri satım bedelini portföydeki varlıklardan karşılamak durumunda bulunduklarından, fon portföyündeki hisse senetlerini satmak durumunda kalabilmektedirler. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem gören hisse senetlerinin takas süresi iki gün olup, bunun anlamı, satılan senetlerin bedellerinin ancak satıştan iki gün sonra satıcının hesabına geçmesidir[5]. Bu durumda portföy yöneticisi, geri satım talebini karşılayabilecek nakdi, ancak satıştan iki gün sonra edinebilecektir. Bu durumda hisse senedi satarak geri satım bedelinin iki günden önce ödenebilmesi mümkün değildir. Bu bedelin gününde ödenebilmesi ancak, tahmini geri satım miktarları dikkate alınarak belirlenmiş bir tutarın aynı gün takası yapılan araçlara (ters repo, tahvil gibi) yatırılması ve geri satım talebi halinde bu araçların satılması ile ödenebilecektir. Bu önlem ise, portföyde yüksek oranda hisse senedi tutulamaması sonucunu verecek, böylece yatırımcı, yüksek oranda hisse senedi taşıyan bir portföyün getiri olanaklarından yeterince yararlanamamış olacaktır. Bu sakıncayı giderebilmek için, fon içtüzüğü standardının (66) ve (67) sayılı dipnotları ile, geri satım bedellerinin belirli bir süre sonra ödenebilmesi imkanı getirilmiştir. İçtüzük standardındaki hükümler, geri satım hakkına halel getirmemekte, işin niteliği gereği ortaya çıkan, yatırımcıların yararına bir düzenlemeyi ifade etmektedir (Okat, 2009:110).

2.1.3.       Geri Satım Hakkının Hukuki Niteliği

Tekinalp, katılma belgesi sahiplerinin katılma belgelerini kurucuya geri satabilme hakkını "fesih hakkı" olarak nitelendirmiş ve yatırımcının katılma belgesini kurucuya geri satarak kurucu ile arasındaki sözleşmeyi feshettiğini ileri sürmüştür (Tekinalp, 1982:132). Destanoğlu ise bu hakkı "geri satım hakkı" olarak nitelendirmekle beraber, bu hakkın kullanılmasının bir yandan katılma belgesi sahipleri ile kurucu arasındaki sözleşmenin feshi anlamına geldiğini ifade etmiştir (Destanoğlu, 2004:137). Katılma belgesi alınması ile yatırımcının iltihaki sözleşme niteliğindeki fon içtüzüğü çerçevesinde kurucu ile sözleşme yaptığı kabul edildiğine göre, katılma belgesi geri satımı ile bu sözleşmenin sona erdirildiğinin kabulü gerekmektedir.

Geri satım hakkının kurucu ile katılma belgesi arasındaki sözleşmenin feshi anlamına geldiğinin kabulü ile, bu feshin herhangi bir şekle tabi olup olmadığı sorunu ortaya çıkmaktadır. Feshe ilişkin olarak SPKr. düzenlemeleri açısından herhangi bir şekil şartı bulunmamaktadır. Diğer yandan, Destanoğlu, katılma belgesi sahibinin tacir olduğu ve katılma belgesi alımı ile kurucu ile akdedilen sözleşmenin katılma belgesi alıcısının ticari işletmesi ile ilgili akdedildiği durumlarda, Türk Ticaret Kanunu (TTK) m.20 f.3 hükmünde öngörülen şekil şartının uygulama alanı bulacağını ileri sürmektedir (Destanoğlu, 2004:139). TTK m.20 f.3'e göre, sözleşmenin taraflarının tacir olması ve sözleşmenin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olması hallerinde, sözleşmenin feshi ihbarının geçerli kabul edilebilmesi için, fesih ihbarının noter aracılığıyla, iadeli taahhütlü mektupla ya da telgrafla yapılması gerekmektedir. TTK hükmünün emredici nitelikte bir şekil şartını içerdiğinden bahisle, tacir niteliğindeki katılma belgesi sahipleri için de uygulama alanı bulacağı ifade edilmektedir (Destanoğlu, 2004:140). Geri satım hakkının kullanımına ilişkin esaslar, SPKn. m.38 f.4 b.(b) hükmü ile SPKr.'na verilen "katılma belgelerinin alım satım esaslarına ilişkin esasları belirleme" yetkisi çerçevesinde Kurul tarafından belirlenmektedir. Diğer yandan, Destanoğlu'nun da haklı olarak belirttiği üzere, söz konusu durumun yatırım fonlarının işleyiş esaslarına da ters düştüğü dikkate alınarak, konunun SPKn'da düzenlenerek TTK. m.20 f.3 hükmünden doğan sakıncanın giderilmesinin uygun olacağı anlaşılmaktadır (Destanoğlu, 2004:141).

Pay fiyatı ilanı, katılma belgesinin geri satın alınması için bir sözleşmeye icap niteliğinde sayılabilir mi? Tebliğ'in 36. ve 37. maddeleri uyarınca, yatırımcılar katılma belgelerini, fon toplam değerinin tedavüldeki katılma belgelerinin kapsadığı pay sayısına bölünmesiyle elde edilen fon pay değeri üzerinden paraya çevirebileceklerdir. Hesaplanan pay değeri, katılma belgelerinin alım-satım yerlerinde açıkça görülebilecek şekilde asılan ilanlarla duyurulacaktır.

Sözleşmeler, tarafların birbirine uygun irade beyanlarının karşılıklı olması sonucu meydana gelir. Sözleşme yapılması teklifini içeren ve bu nedenle elbette diğer irade beyanından daha önce yapılması gereken, karşı tarafa varması gerekli, tek taraflı, kesin ve bağlayıcı nitelik taşıyan, karşı tarafın kabulü ile sözleşmenin kurulması sonucunu doğuran irade açıklamasına "icap" adı verilmektedir (Eren, 1991:304). İcap, icap sahibinin sözleşme yapma iradesini karşı tarafa bildiren bir irade açıklamasıdır. Karşı tarafın kabulü ile, sözleşme gerçekleşir. Ayrıca, Borçlar Kanunu m.7, f.3 hükmü ile, bedelini göstererek bir emtianın teşhirinin de icap kabul edildiğinin belirtilmesinde yarar bulunmaktadır.

Katılma belgesi geri satım işlemi, daha önceki katılma belgesi alımı ile yürürlüğe giren iltihaki sözleşmenin hükmünü sona erdiren yeni bir sözleşme olarak nitelendirilebilecektir. Bu anlamda, pay fiyatının icap niteliğinde olduğunun kabulü yerinde olacaktır (Okat, 2009:114).

2.2.    Tasfiye Payı Alma Hakkı

Geri satım, yatırımcının bir hakkıdır. Bu hak kullanılmayarak, fonun tasfiyesinin beklenmesi de elbette mümkündür. Fon Tebliği'nin 53. maddesinin son fıkrasında: "Fon malvarlığı, fon içtüzüğündeki ilkelere göre tasfiye edilir ve tasfiye bakiyesi katılma belgesi sahiplerine payları oranında dağıtılır." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca, katılma belgesi sahipleri, fon malvarlığının tasfiyesi halinde, payları oranında tasfiye bakiyesinden pay alabileceklerdir[6]. Bu hak herhangi bir şekilde kısıtlanamayacaktır(Tekinalp, 1982: 123; Destanoğlu, 2004:148).

2.3.   Bilgi Alma Hakkı

Katılma belgesi sahipleri, kamuya düzenli olarak açıklanan raporlar aracılığıyla fon hakkında bilgi alabilmektedirler. Tebliğ m.46'da, fon hakkında düzenlenecek günlük, aylık ve yıllık raporlar hakkında düzenlemelere yer verilmiştir. Tebliğ ekinde, günlük ve aylık rapor standartları yer almaktadır. Bu raporlar ile, fonun fiyatı, performansı gibi konularda yatırımcılara bilgi verilmektedir.

Yatırım fonları ile ilgili kamuyu aydınlatma modelinde, katılma belgesi sahiplerinin tek tek bildirimler yoluyla bilgilendirilmesi söz konusu değildir. Yatırımcı sayısının çokluğu ve tek tek bildirimin fona getireceği mali külfeti dikkate alan kanun koyucu, böyle bir yükümlülük getirmemiştir.

2.4.   Kar Payı Alma Hakkının Bulunmaması

2.4.1.      Yatırım Fonlarında Kar Payı Dağıtımı

SPKn. m.38, f.4, b.(a)'da SPKr.'nun fon karının tespiti ve dağıtımına ilişkin esasları belirleyeceği hükme bağlanmaktadır. Tebliğ'de buna ilişkin bir hüküm yoktur. Ne var ki, İçtüzük m.10.3'te: "Katılma belgeleri sahipleri, belgelerini herhangi bir işgünü Fon'a geri sattıklarında, ellerinde tuttukları süre için Fon'da oluşan kardan paylarını almış olurlar. Hesap dönemi sonunda ayrıca temettü dağıtımı söz konusu değildir" hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla, içtüzük standardında yer alan hüküm ile, kar payı dağıtımı olanağı ortadan kaldırılmış bulunmaktadır. Yatırımcılar, ancak geri satım fiyatlarının, alım fiyatından yüksek olması halinde, alım satım karı elde edebileceklerdir. Bu kapsamda, mevcut düzenlemeler çerçevesinde, katılma belgesi sahiplerinin kar payı alma hakkı bulunmadığı sonucuna ulaşılmalıdır. İçtüzük'te yer alan, "kardan pay alınmış olması" ifadesi, kar payı dağıtımına ilişkin olmayıp, alım satım karını ifade etmektedir (Okat, 2009:115).

2.4.2.       Gelir Vergisi Kanunu Hükmü

Gelir Vergisi Kanunu md. 75/1'de fon katılma belgesi kar paylarının menkul sermaye iradı sayılacağı, bu Kanunun Geçici 55. maddesi uyarınca, tevkif suretiyle vergilendirilmiş bulunan menkul kıymetler yatırım fonlarının katılma belgelerine ödenen kar payları için yıllık beyanname verilmeyeceği ve diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de bu gelirlerin beyannameye dahil edilmeyeceği hükme bağlanmıştır. Görüldüğü üzere, Gelir Vergisi Kanunu, yatırım fonlarının kar payları için yıllık beyanname verilmeyeceğini düzenlemektedir. Ülkemiz uygulamasında yatırım fonları kar payı dağıtmamasına rağmen, söz konusu kanunda "kar payı" ifadesi kullanılmakta, kanun hükmü, katılma belgesi sahiplerinin katılma belgesi alım satım karları için yıllık beyanname vermemeleri şeklinde uygulanmaktadır.

  1. III.   YATIRIMCILARIN FON İÇTÜZÜĞÜNÜ AŞAN HAKLARI

Fon içtüzüğünün iltihaki sözleşme olma niteliği ve genel işlem şartlarını içermesi, yatırımcıların içtüzük hükümlerini de aşan bazı haklarının doğabileceğine işaret etmektedir. Bu konuları daha yakından incelemekte yarar bulunmaktadır.

3.1.   Fon İçtüzüğü'nün İltihaki Sözleşme Olma Niteliği

Fon Tebliği'nin 18. maddesi hükmü uyarınca fon içtüzüğü iltihaki nitelikte bir sözleşmedir. İltihaki sözleşmeler, tarafların sözleşmenin içeriği ve koşulları üzerinde görüşüp tartışmadığı, sözleşmenin içeriğinin ya tamamı ya da belirli bir kısmının, daha önce taraflardan biri veya üçüncü bir şahısça belirlendiği sözleşmelerdir. İltihaki sözleşmelerde sözleşmenin bir tarafı için tek alternatif vardır, bu taraf, ya söz konusu sözleşmeyi kendisine teklif edilen şartlarla kabul edecek, ya da böyle bir sözleşmeyi yapmaktan vazgeçecektir (Eren, 1991:277). Elektrik ve su idareleriyle yapılan sözleşmeler iltihaki sözleşmelerdir.

Fona katılacak yatırımcı, katılma belgesi almakla bu fon sözleşmesine iltihak etmiş ve bu sözleşmenin şartları kabul etmiş sayılmakta, bu andan itibaren tasarruf sahibi ile kurucu arasında hukuki bir ilişki doğmaktadır (Yasaman, 1980:195).

3.2.   Fon İçtüzüğü'nün Genel İşlem Şartlarını İçermesi

"Genel işlem şartları" kavramı kanunlarda tanımlanmamıştır. Kavram, doktrinde geliştirilmiştir. Bu kapsamda genel işlem şartları, taraflardan birisinin önceden belirleyip tespit ettiği ve sözleşmenin kurulması sırasında diğer tarafa sunduğu standartlaştırılmış şartları ifade etmektedir (Eren, 1991: 277 vd.). Bankalar tarafından düzenlenen kredi kartı sözleşmeleri genel işlem şartlarını içeren sözleşmelerin güzel bir örneğidir.

Genel işlem şartları, her şeyden önce, Borçlar Kanunu m.19 ve m.20 ile bütün sözleşmeler için getirilmiş kurallar çerçevesinde, taraflarca kabul edilmiş olsa bile, emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kişilik haklarına ve kamu düzenine aykırı ise geçerli olamayacaktır. Tarafların tamamlayıcı hukuk kurallarına karşı genel işlem şartı getirmesi ise mümkün olabilmekle birlikte, bu tür genel işlem şartlarının geçerli olabilmesi için, karşı tarafın, tamamlayıcı hukuk kuralları ile çelişen genel işlem şartını bilerek ve isteyerek kabul etmiş olması gerekir (Eren, 1191:280). Türk doktrini ve Yargıtay tarafından ağırlıklı olarak kabul edilen görüşe göre, hakim, Medeni Kanun m.2.'de: "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." şeklinde ifadesini bulan objektif iyiniyet (doğruluk ve güven) ilkesi çerçevesinde genel işlem şartlarını değerlendirecektir. Buna göre, sözleşmenin bir tarafının tekel olup olmadığına, bu durumun kötüye kullanılıp kullanılmadığına, genel işlem şartlarının hakkaniyete uygun olup olmadığına ve sözleşmede tarafların menfaatlerinin dengelenip dengelenmediğine bakılması gerekmektedir[7].

Fon içtüzüklerinde yer verilen hükümlerin neredeyse tamamı, SPKr tarafından yayımlanan içtüzük standardı doğrultusunda hazırlanmış, standartlaştırılmış metinlerdir. Bu hükümler, fon kurucusu tarafından tek taraflı olarak hazırlanmakta ve yatırımcılara sunulmaktadır. Bu itibarla, fon içtüzüğünün genel işlem şartlarını içerdiği açıktır. Nitekim, Tebliğ'in 18.maddesinde "Fon içtüzüğü, …genel işlem şartlarını içeren … bir sözleşmedir." hükmü getirilerek bu husus net bir şekilde ifade edilmiştir. Tebliğ'de yazmasa dahi, hükümlerinin standartlaştırılmış olması nedeniyle, içtüzüğün genel işlem şartlarını içeren bir sözleşme olduğu söylenebilecekti.

3.3.   Fon İçtüzüğü'nü Aşan Haklar

Fon İçtüzüğü'nün genel işlem şartlarını içermesi hasebiyle, içtüzükte yer alan hükümlerin kanunun emredici hükümlerine aykırı olmaması yeterli olmamakta, içtüzükteki tamamlayıcı nitelikteki hükümlerin de objektif iyiniyet ilkesi çerçevesinde incelenerek geçerliliğinin saptanması önem taşımaktadır (Okat, 2009, 78-79). Doğabilecek haklar, somut olayın niteliklerine göre içtüzükte yer alan hükümlerin değerlendirilmesiyle tespit edilebilecektir.

SONUÇ

Sonuç itibariyle, katılma belgesi sahipleri, fon içtüzüğünden kaynaklanan geri satım hakkı, tasfiye payına katılma hakkı ve bilgi alma haklarına sahiptir. Yatırımcıların kar payı hakkının mevcut bulunduğu ise söylenemeyecektir.

Katılma belgesi sahibinin geri satım hakkı, her yatırım fonunda bulunması gerekli bir hak olmakla birlikte bu hakka dayanarak yapılacak ödemeler, SPKr. Fon İçtüzük Standardı'nda gösterilen sınırlar dahilinde süreye bağlanabilmektedir.

Katılma belgesinin geri satımı şekle tabi değildir. Diğer taraftan, katılma belgesi sahibinin tacir olduğu ve katılma belgesi alımının alıcının ticari işletmesi ile ilgili akdedildiği durumlarda, TTK'dan kaynaklanan fesih ihbar prosedürünün uygulanması gerektiği gibi bir tereddüt ortaya çıkabilecektir. Bu prosedüre göre, geri satım ihbarının noter aracılığıyla, iadeli taahhütlü mektupla ya da telgrafla yapılması gerektiği gibi bir durum söz konusudur. Yatırım fonlarının işleyiş esaslarına uygun olmayan bu hususa ilişkin tereddütlerin giderilebilmesi amacıyla konunun SPKn.'nda düzenlenmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

Yatırımcıların, içtüzükten kaynaklanan haklarına ilave olarak, objektif iyiniyet esasları çerçevesinde hakları da bulunmaktadır. Zira fon içtüzüğü, genel işlem şartlarını içeren bir sözleşmedir. Bu nitelikte bir sözleşmenin hükümlerinin, objektif iyiniyet ilkesine aykırılık taşıyıp taşımadığının tespiti her zaman mümkündür.

KAYNAKÇA

AKYILDIZ, Bengü (2003), Yatırım Fonlarının Türk Hukuku Açısından Değerlendirilmesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul.

DESTANOĞLU YILDIZ, Burçak (2004), Yatırım Fonu Katılma Belgeleri, Ankara.

EREN, Fikret (1991), Borçlar Hukuku Genel Hükümler, c.1, 5. Baskı, Ankara.

HOPT, Klaus J., Eddy WYMEERSCH (1991), European Company and Financial Law, Berlin.

OĞUZ, Arzu (1991), "Roma ve Türk Hukukunda İnançlı İşlem", Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.41, S.1., s.225-284.

OKAT, Yalçın Özge (2009), Türk ve AB Hukukunda Yatırım Fonları, Ankara.

OKAT, Yalçın Özge (2010), "Master-Feeder Fonlar", Sermaye Piyasası Dergisi, Ankara, Ocak-Mart, s.81-83.

ÖZBAY, Çiğdem (1999), Aracı Kurumlar Tarafından Hazırlanan Standart Sözleşmeler Kapsamında Yatırımcının Korunması, Yayımlanmamış SPK Yeterlilik Etüdü, Ankara.

TEKİNALP, Ünal (1982), Sermaye Piyasası Hukukunun Esasları, İstanbul.

YASAMAN, Hamdi (1980), İsviçre ve Fransız Hukuklarında Yatırım Fonları ve Türk Hukukunda Uygulanma İmkanları, İstanbul.

www.takasbank.com.tr, [26.03.2010].

 



[1] İnanç konusunun inanılan kişinin malvarlığına girdiğine ilişkin bkz. Oğuz, 1991:253.

[2] AB Fon Direktifinin yeniden biçimlendirilmesine (ing. recast) ilişkin bkz. Okat, 2010: 81.

[3]   Hukukumuzda geri satım hakkının SPKn.'da düzenlenmediği, SPKn. m.38 f.4'ün fiyat hesaplanmasına ilişkin esasların düzenlenmesi ile sınırlı olduğu, geri satım hakkının, Tebliğ'in 37. maddesinde yer alan, "Katılma belgesi sahipleri, belgelerini fon içtüzüklerinde belirlenen esaslara göre fona iade etmek suretiyle paraya çevirebilirler." hükmü ile tanınmış olduğu ileri sürülmüştür. Bkz. Yıldız Destanoğlu, 2004:139.

[4] 29.12.2009 tarihli standart içtüzük metni için bkz. www.spk.gov.tr, [26.03.2010].

[5]   Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. www.takasbank.com.tr, [26.03.2010].

[6]      Aynı görüş için bkz. Akyıldız, 2003:144.

[7]      Çeşitli görüşler ve ayrıntılı açıklama için bkz. Özbay, 1999:22-24.